Kalbim sende kaldı, kır gitsin...

15 Ağustos 2008 Cuma

Berat Kandili...

Tüm İslam aleminin
Berat kandilini kutlar,
hayırlara vesile olmasını dilerim...
.
* * * * *
.
Adettendir diye İslam alemi diyoruz.
Aslında ben bu hayırlı gecede ;
Başta sağlık olmak üzere
Tüm (İnsanlık) alemine
barış, sevgi, huzur.
bereket ve mutluluklar
diliyorum
.
Afet
.

Ayrılıkta sevdaya dahil..


I
Açılmış sarmaşık gülleri
Kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvalanmış İçimde keder
Uzak bir telefonda ağlayan
Yağmurlu genç kadın
II
Rüzgâr
Uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor
Dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerinde vücudumun
Ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hissettiğim an
Demirler eriyor hırsımdan
III
Ay ışığına batmış
Karabiber ağaçları
Gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
Yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Çünkü ayrılık da sevdâya dahil
Çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte
Her şey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişleyen
Yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sâhili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdâya dahil
Çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
IV
Yalnızlık
Hızla alçalan bulutlar
Karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert
Bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yalnızlık
Çakmak taşı gibi sert
Elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir
Fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele
Elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu
Parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı
Kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu
Tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu
Ölü bir gezegenin Soğuk tenhalığına Benzemesin diye
Özgürlük mutlaka paylaşılacak
Suç ortağı bir sevgiliyle
V
Sanmıştık ki ikimiz
Yeryüzünde ancak
Birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki
Tek kişilik bir yalnızlığa bile
Rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız
Her an düşüp düşüp
Kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da
Hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
Hâlâ kıpkızıl gülümseyen
Sanki ateşten bir tebessüm
Zehir zemberek aşkımız
.
Atilla İlhan
.

...Yalnızlık...

.
Düşler Yorgunu
.
Düşün ki, sevdiklerinden, doğup büyüdüğün topraklardan,
çocukluğuna ait düşlerden çok uzaklarda bir yerdesin.
Her güneş doğuşunda yeni bir güne başlarsın,
biraz olsun unutursun uzaklığını..
Sonra akşam olur..
Yorgun ve yıkık sokak lambalarının altından geçerek
yalnızlığının ikametine gidersin..
Dört duvar kapanır üzerine..
Konuşursun,anlatırsın, anlattıkça ağlarsın kendine..
bağırırsın ama öyle sessizdir ki çığlıklarn,
yitip gider yankıların duvarlarda..
ne seni soran olur ne sesini duyan..
Naralar atar ve eyyy diye bağrırsın..
sonrasında "heyyyyy kimse yok mu?" diye bağırışların sürer..
yoktur kimse..
En çok olmasını istediğinde senden çok uzaktadır
ve belki başka bir sevdaya yelken açmıştır..
Kıvrılırsın ve yüreğinin içinde büzülürsün..
kıvranırsın.. kanarsın..
Geldiğin yerler gelip çakılır usuna..
Düşünürsün hep yaptığın gibi ama bu sefer düşündükçe üzülürsün..
Her üzüntünde ise yine düşünürsün..
Acılar ki, zemheri kadar karlı, uzak bir yol gibi uzun.
Kimseler görmesin diye gözlerinde sel sel taşan yalnızlığı,
kimseler duymasın yüreğinin çığlıkların
ışık sızmayan bir bodrumun karanlığına gömersin sesini.
Ey der susarsın, hey der susarsın, ah der susarsın..
Off çığlıkların yankılanır susarsın.
Unutur yollar seni, unutur güvercinin...
Bir dost ararsın, elini uzatırsın elin havada kalır...
bir elini tutan diğer elindir..
Sıcak bir tenin yoksulluğunda gözlerin tavanda,
sözlerin ise ağzında çaresiz kalır...
uzun ince bir ah gibi, bir sızı gelip saplanır kalbinin
tam orta yerine..
Kendine en acımasız hançerleri batırır batırır çıkarırsın..
ne kadar sevgi varsa kanar içinde işte o zaman,
ne kadar özlem varsa yanar...
Oturup ağlamak istersin şöyle doya doya
ama akmaz bir damla yaş gözlerinden...
Yüreğin ağlamayı bırakmak istemez ve gözpınarların kurur..
Gözyaşların gözlerine ait değildir..
yüreğinin ağladığını hissedersin,
yüreğin ağladıkça içine gömdüklerin de ağlar..
Ömrünce hep kırılırsın, kanarsın..
durduramazsın kanamayı..
Kırgın, kızgın, yorgun, bir o kadar da yaralısın, bilirsin...
Hayat..Hayatım dersin..
anlatamazsın derdini kimselere,
hep içine atarsın.
Acıların dehşetli dalgalarında yolunu yitirmiş bir gemi gibi
kalakalırsın tanımadığın denizlerin ortasında..
şaşkın, bitkin, bir o kadar da yorgun ve çaresiz...
Oysa daha dün maviokyanusun üzerinde gezen martıların sessizliğinde huzur bulmuştum dersin..
Unutursun içindeki ışıkların renklerini..
Beyaz dedikçe bütün renkler siyaha çalmıştır..
Dalgın dalgın bakarsın sulara, umut yaralı bir kuş olmuş,
uçmuş elinden..
Ayrılık sözleri su olup sızı sızı akar dilinde,
içindeki bütün pınarlar kanamaya başlamıştır...
Kar yangını bir gecedir zaman artık kahrolası ıssız sokaklarda...
Akşam şehre her gelişinde, hüzünle gelir..
Alışmışsındır ama akşamlar acılarını alıp gitmez
ve kanadı kırılmış yavru bir kuş gibi sığınacak bir dal ararsın..
Sessizce solarsın bir hazan yaprağı gibi.
Önünden çocukluğun geçer..
Sonra ilk gençliğin..
Gömülürsün karanlığın en derin dehlizlerine..
Hüzün kokar rıhtımlar, yalnızlık dalga dalga vurur koynuna..
Yalnızlığın ölüm kokar..
Daralırsın, çıkıp bir dağ başına
haykırmak geçer içindeki ateşi yankılı kayalara..
koşarsın doruklara..
ayakların kırık, dikenler acımasız, yüreğin kan revan..
hüznün yırtık gömlek gibi durur sırtında,
kırılgan bakışlarından hüzün sızar aynalara her gece..
ne kimselere anlatacak bir öykün var mutlulukla başlayan,
ne de bir sevinç gözlerinde bahar yeşili umutlar taşıyan.
Suların ötesinde bir çiçek büker boynunu her akşam.
Mutsuz, avuntusuz ve suskun..
Adsız bir çiçek..
Haykırır, susarsın..
Sustukça yürürsün yüreğinin yollarına sererek hıçkırıklarını..
yağmur gibi tomurcuklara yağar gözyaşların.
İçindeki kör karanlık patikalarda yolunu bulmaya çalışırsın
ama nafile,
kaderindeki hoyrat rüzgârlar bir yandan bir yana savurur incinen ince ruhundaki incinmişlikleri...
"Ey gecelerinde kahrolduğum hayat..
sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir..
Artık sığmıyorum sana" dersin..
gökyüzünde katar katar turnalar göçüp gider sılana, turnalar gider sen kalırsın.
Uyku tutmaz geceleri, yitik düşlerinin gölgesine sığınırsın,
gölgeler gider sen kalırsın.
Bilirsin ki, göçmen kuşlar uçamaz kanatları kırıksa...
Hasretin ince bir yol gibi uzanır yangınlarına..
ardına saklanacak bir gölgen bile kalmaz..
sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşusun şimdi..
ezilmiş gelinciklerin çığlığında gizlersin gözyaşının sesini..
kırların ürperişi gibi dökülür dudağında sözcükler..
hıçkırıklar boğazına tıkanıp kalır her defasında,
her defasında dudağında binlerce şiir kanar..
binlerce şiir yanar içinde her defasında...
Yalnızlığın acısını taa iliklerinde duyarak yürürsün ıslak caddelerde..
ne şarkıların, ne de şiirlerin bir tadı kalır dilinde.
Nefesin bir ateştir artık..
çöle döner yüreğin.
...bir yanın Leyla, kıyılarının bir yanı Mecnun...
.
.
Alıntı
.

14 Ağustos 2008 Perşembe

Nazım' dan...

LADES
.
Lades tutuşalım seninle diye
Dün gece yalvardım şen sevgiliye
İmalı bir eda verip sesine,
Sevgili dedi ki: "Söyle nesine?"
Dedim: "Aldatırsam eğer ben seni,
Bir kere öpeyim beyaz enseni;
Aldanırsam üç gün yüzüme bakma!
Saçını önümde çözüp bırakma..."
Görelim yenecek diye kim kimi,
Güldü, kabul etti bu teklifimi.
Artık her sözümden bir hile seçti...
Dakikalar geçti....Saatler geçti...
Ne onu aldattım, ne de aldandım,
Bu böyle senelerce sürecek sandım...
Onun dalgınlığı benden de derin,
Eski bir şark işi ipek minderin
Bir ucunda kendi, bir ucunda ben,
Gözlerimiz yerde düşünüyorken
Ne hile bulalım diye yarına,
Birden o saçını omuzlarına
Tel tel dağıtarak başımda durdu.
Sonra dizlerime düşüp oturdu
Dedi ki: "Yakınlaş! Yakınlaş! Eğil'"
Artık ben ladesi cezayı değil
Bütün varlığımı unuttum bir an...
Bu beklenmeyen iltifatından
Binlerce ihtimal gelirken akla.
Dedi: "Şu fildişi ince tarakla
Saçlarımı tara hiç incitmeden!"
Daha tarağa elim gitmeden
Güldü "lades" diye yerinden kalkarak
Düştü parçalandı yerlerde tarak....
.
Nazım Hikmet
.
.

12 Ağustos 2008 Salı

Canlarım benim...

Torunummm
Poyraz ve Oğluş un

Öğlen uykusu...



.

Hayat ıskalama lüksün yok senin...



Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan
ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur
ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan
başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken
o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan
"Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin..
iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken
o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında;
mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin,
düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa
bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa,
ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
"Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip
yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin
ve biliyorsun aslolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar
acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak
seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini
ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,
güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
.
NAZIM HİKMET
.
.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Elleri kırılsın.....



Vatanımız için, bizlerin huzuru için
kutsal görevlerini yaparken
kahpece bir tuzakta şehit düşen
Kahraman Mehmetçiklerimizin analarına
ailelerine teselli verecek kelime bulamıyorum.
Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.
Yattığınız yer nur yavrularımız.
.
LANET OLSUN TERÖRE
YETER ARTIK, YETER
.
.