Kalbim sende kaldı, kır gitsin...

7 Ağustos 2009 Cuma

İstanbul...Bende gideceğim....

Bir tını sızıyor kulaklarımdan en derinime, özledim seni İstanbul..
Caddelerin, sokakların ne güzeldi.
Bazen bir yaz akşamı kadar çılgın, bazen bir yağmur sonrası kadar masum,
dolu dolu gözlerin..
Göz yaşlarınla ıslanmıştım, aşkınla yanmıştım, taşlarını, ağaçlarını, akşamlarını ve o mavi gözlerini sevmiştim.
Gündüzünü alır gecene emanet ederdim, kara bulutlar ilişmesin diye sana.
Güneş doğarken sarı saçlarını okşardı, gecelerin hep hüzünlü, ben ağlardım sen ağlardın.. İstanbul’um sana doyamazdım..
Karanlık caddelerde yürümenin hazzı var, beni çağırışındaki heyecan var, seni özlemenin sızısı var hala derinimde bir yerlerde..
İstanbul akıl almaz, İstanbul haşmetli,
İstanbul beni severdi, İstanbul’un gözleri mavi..
Kara çarşafın kıyılarına oturup dalsam ne zaman mehtabına, rüzgarın şarkılar söylerdi, bazen gözlerin dolu dolu olurdu, lodosun yanağıma bir buse kondururdu..
Köşe bucak gezerdim seni, sana hikayeler anlatırdım, aşkınla yanardım, ışıkların, dökülmüş yaprakların ve sarı saçların ne güzeldi..
Her gece bir şiir yazardım sana, şimdi bir tını var aşkından hatıra kalan, en derinimde hiç durmadan çalan..
Ne zaman sana gelecek olsam, sende tam özlemiş olurdun beni, ne zaman sana varsam, akşamınla karşılardın beni, kıpır kıpır gözlerin yanardı..
Ben sendim, sen bendin; böyle söylerdin hani.
Bensiz sokakların, caddelerin, yağmurun ve akşamların tadı olmazdı hani..
İstanbul aşk, İstanbul gece,
İstanbul beni severdi, İstanbul’un gözleri mavi.
Sarı saçlarına bulutlar konardı, mavi gözlerin beni arardı,
hüzünlenince yaprakların solardı; güz olurdu, yağmur yağardı.
İstanbul kayıp şimdi, gözlerim ağlamaklı..
Ay ışında yürümeye hasretim İstanbul,
kaybettim seni ve özledim, ölesiye..
İstanbul’u kara bulutlar kapladı, İstanbul komploların kurbanı..
Sen yoksun İstanbul, saçlarım darmadağınık ve üşüyorum,
yokluğuma az kaldı..
Aşkının lekeleri kaldı şimdi benek benek kalbimde,
ellerim titriyor ve aklım gidiyor, bir tını çalmakta hala en derinimde..
Sana ulaşmak zor artık, kara bulutları dağıtacak takatim yok,
mecalim yok sana varmaya, duygularım tüketildi, kalbim yırtık;
öldüm İstanbul yokum artık..
Artık gülmeyeceksin sanki bana, bahar olmayacak sanki hiç.
Düşlerimin kahramanı olman bana yetmiyor;
sokaklarını, taşlarını ve aşkını özlüyorum,
boğazımda demirden bir düğüm,
İstanbul seni düşlüyorum..
Köşe bucak kaçsan da, git desende bana,
beni sarmalayıp kaplamışken bitmiyor aşkım sana..
İstanbul bir efsane, İstanbul yara, İstanbul beni severdi
İstanbul’un gözleri mavi..
Yoksun İstanbul, bitiyorum; yokluğuma az kaldı,
kaçıyorum yaşamaktan,
İstanbulsuz, aşksız yaşamaktan.
Bir matem oldun bana, sensizlik bir çığlık, dilimde vaveyla.
Ne olur son bir kere daha yağ saçlarıma, benim için, yaptıklarım için sana..
Seni kaybettim, yağmuruna hasretim, ellerim kara, ne olur al;
mezarımdaki son lale saçlarına kurdele..
İstanbul aşk, İstanbul gece, İstanbul tılsımlı,
İstanbul beni severdi, İstanbul’un gözleri mavi.
İstanbul yalan, İstanbul sahte, İstanbul’un suçu yok;
İstanbul sadece bir kelime..
.
.
Abdullah Kibritçi
.
.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Gökkuşağı...

Dünyanın bütün renkleri bir gün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:
.
YEŞİL demiş ki:
"Elbette en önemli renk benim..ben hayatın ve umudun rengiyim..çimenler,ağaçlar,yapraklar için seçilmişim..Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı...
.
" MAVİ hemen atılmış:
"Sen sadece yeryüzünün rengisin..ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız"
.
SARI söz almış:
"Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim..güneşin rengiyim.. ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz"
.
TURUNCU onun sözünü kesmiş:
"Ya ben?? Ben sağlık ve direncin rengiyim...insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur..portakalı, havucu düşünün.. ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın"
.
KIRMIZI daha fazla dayanamamış:
"Ben hepinizden üstünüm!!! Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!! Ben tehlike ve cesaretin rengiyim!!! Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!!!Bensiz bu dünya bomboş olurdu!!!"
.
MOR ayağa kalkmış:
"Hepinizden üstün benim.. ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir.. ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz.. dinler ve itaat ederler"
.
ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar... her biri diğerini itip kakıyor "en büyük benim" diyormuş... derken.. bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış... bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar..
.
Veee YAĞMUR'un sesi duyulmuş... "Sizi aptal renkler..bu kavganızın anlamı ne, bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz...
Şimdi el ele tutuşun ve bana gelin"
Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar..
el ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay seklini almışlar..
Yağmur onlara "bundan böyle...
"her yağmur yadığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar..
insanlara yarınlar için umut olacaksınız.....
gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size G Ö K K U Ş A Ğ I diyecekler.. anlaştık mı?"
Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde
G Ö K K U Ş A Ğ I belirir
.
Alıntı
.
.



Göz çukuru...

Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam,
deniz kenarında oltayla balık tutuyordu
Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu
gariban adamla ilgilendi ve ona,
“Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim” dedi
Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı Hükümdar balıkçıya,
“Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı” diyerek alıp sarayına götürdü
Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti
Kemiği terazinin kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar
Beş, on, yirmi, elli diyerek altınları koydular ama kemik yerinden oynamıyordu
Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde, tahminlerin on misli üzerinde altın koydular kemik bana mısın demedi
Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu
Bunda bir sır olduğunu anladılar
Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olduğunu sordular
Bilge kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada bulundu:
”Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur
Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz
Çünkü doymaz
Ama bir avuç toprak bunu doyurur”
.
Alıntı
.
.
.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Berat Kandili

.
.
.
Mübarek Berat kandilimizin
tüm insanlık alemi için hayırlara vesile olmasını dilerim
.
Afet
.
.

4 Ağustos 2009 Salı

BAZEN...

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan
Güneş kucağındadır, bilemezsin
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Ciğerinde kuruludur orkestra, duyamazsın
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlayamazsın
Uçar gider, koşsanda tutamazsın.
.
W.SHAKESPEARE
.
.

Sen yüreğimi hiç haketmedin..... Artık sana şiir yok !.....


Biraz dikkatli baksaydın

gülen gözlerimdeki , ağlayan ben'i görebilirdin.

Ya da gerçekten sevseydin beni

kalbimin çığlıklarını susturabilirdin.

Ben senken sen ben olamadın. Izdırabımın sebebi oldu sevgim.

Tükendim tükettin hıncını almak için

tekmeler attın sevgiye yüreğime ..

Birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için

ne yaptıysam olmadı

Boyun eğdim varlığınla yaşamaya

Artık özlemiyorum

Dilim söylüyor ama hissetmiyorum.

Sevgiyi kandırarak ve gizlenerek yaşıyorum.

Daha fazlasını kaldıramayacak kadar yorgunum

yada bahaneler buluyorum.

İçim acıyor...

Gücüm yetene kadar dayanıyorum.

Daha dayanabilir miyim bilmiyorum.

Zamana sığındım

kurtuluşum için yaralanan kalbimi sarmak

biraz olsun hayata bağlanmak

kaybettiğim kendimi bulmak için

Sen benden gittin

ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin

Belki yıkıldım

sevgiye güvenimi kaybettim

ama yürekten sevdim

Şunu bilki terkedenim sen yüreğimi hiç haketmedin..

.

Alıntı

.
Video için sağ tıklayın...

.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi...


Bir Adam
Korku dağlarının yürekçisi,
Ölüm denizlerinin kürekçisi;
Öyle suskun oturuyor şişesinin başında,
İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması...
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.
.
Özdemir Asaf
.
Fotoğraf : Belgin Güven
.
.