Kalbim sende kaldı, kır gitsin...

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Kendime bir çiçek aldım


Dün gece yine yalnızdım

Sokağa çıktım

ve kendime bir çiçek aldım

Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda

ve yalnız değilmişim gibi düşündüm

Ama her gece gibi

Dün gece de yine yalnızdım

ve kendime bir çiçek aldım

Bir saat geri alınmış saatler

Ben geri almadım

ve bir saat daha yalnız kalmadım

Bir masaya oturdum,

iki çay ısmarladım

Ben içtim,

Sen soğuttun...

Sana söyleyeceğim herşeyi yuttum...

Çok dert etmedim çünkü yoktun

Dün gece yine yalnızdım

Rahat ağladım

Yokluğundan, gizlemedim gözyaşlarımı

ve lambaları hiç karartmadım

Dün gece

Her gece gibi yalnızdım
.
Sokağa çıktım
.
ve kendime bir çiçek aldım
.
Sen sandım
.
...Koklamadım...
.
.
Şair: Uğur Aslan
Tablo : Francesco - Heyaz - 1791 - 1882
.
.

18 Temmuz 2008 Cuma

:)



Ben Seni Düşünürken...

Ben, seni düşünürken,
yaşım ne olursa olsun çocuk olurum.
O kolu sökük, el örgüsü kazak
ve lastik tokyolarımla
salya sümük küfredip ağlayan,
minicik elleriyle pencereleri kıran
isyankar, hırçın, gözü kara
bir çocuk olurum.
Ben seni düşünürken, aşkın ne olduğunu
ve neden yaşadığımı aramadan bulurum.
.
.
Şair:Erhan Güleryüz
.
.

TATTOO...


Bügün eltim geldi;
Bende onu yakalamışken
omuzuna ve ayak bileğime
döğme yaptım.
Fotoğraflarını çektim
sizlerle paylaşayım dedim.
.
.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Yorumsuz....

Dünyada hiçbirşeye güvenme,
çünkü beyaz gülün
gölgesi bile
siyahtır
.
Bast
.
.

Kadının Yürekten Ağlaması...

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.

Kadınlar herşeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya, bir şiire.....

Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.

Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa,

ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.

Ama o yüreğin değerini bilememiş olacakki ağlatan,

gözünü bile kırpmadan

teker teker batırır iynelerini kadının yüreğine...

İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur kadının boğazına

yutkunamaz, nefes alamaz;

çünkü o koca yumruk canını çok acıtır...

Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım der içinden ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri

ve iyneler saplamaktadır...

Ama bilirmisiniz ki; ağlamak kadınları olgunlaştırır.

Her damla bir derstir çünkü.

Çok ağlayan kadınlar çok şeyden vazgeçen kadınlardır.

Olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği

onların gözünde küçülür...

Küçüldükçe değerini yitirir, işte o zaman kendilerine sarılıp,

yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden:

Güçlü, Yenilmez, Mağrur ve Aşka inanmayan.

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilinki;

artık aşkın olmadığına inanmıştır.

Bilin ki sarılacak birtek doğrusu kalmıştır.

O' da kim, ne diye sormayın artık.

Çok ağlayan kadınlar,

eninde sonunda kendilerine sarılırlar !...

.


.

.

Yağmur yağdı İstanbul' uma

Gece uyuyamadım, ezanlar okundu , hava aydınlandı, kuşlar öttü ben hala ayaktaydım. Gece çok garip bir sıcak vardı, herzaman mışıl mışıl uyuyan kedimde garip bir tedirginlik hissettim... Akşam haberlerinde marmarada deprem olduğunu dinlemiştim, 99 depremindede köpeklerim
haber vermişlerdi...Aslında çok tehlikeli bir muhitte oturmama rağmen depremden korkmuyorum, evimi çok seviyorum, depremde olsa razıyım..Allah korusun İstanbul'da deprem olursa zaten taş taş üstünde kalmayacak.
Of bu depremde nerden takıldı aklıma şimdi...
Sabah 7,30 da balkon kapımı açtım ve biraz temiz hava alayım diye kanepeme uzandım, havada mis gibi deniz ve yosun kokusu vardı, çimenler bile daha güzel kokuyordu sanki, serçeler daha bir neşeliydi...Geceden bir arkadaşla emesende konuştuklarımızı düşünürken uyuyakalmışım.
Rüyamda herzan olduğu gibi çok güzel bir amerikan arabasında suların içinde etrafa sıçratarak ve kahkahalar atarak yolculuk ediyordum...
Cep telefonumun sesine uyandım....Saat 14 olmuştu...
Telefondaki kişi çok değerli bir dostumdu. Onun sesiyle uyanmaktan çok mutlu oldum. O ise beni uyandırdığı için üzülmüştü. Nerden bilsin benim ne kadar sevindiğimi...
Dışarıya baktığımda İstanbul'uma yağmur yağıyordu...
Havada mis gibi toprak kokusu vardı, tabiat ne kadar susamıştı !...
Hemen yattığım yerden fırladım, kendime acele tarafından bir sallama çay yapıp balkona oturdum. Uzun süre yağmuru seyrettim. Doğa ve ben ne kadar özlemişiz yağmuru.
Salyangozlarda çok mutlu olmuştu ama karıncalar kaçma telaşında :)
İki saat sonra yağmur dindi, güneş çıktı; çok bekledim gökküşağını ama o çıkmadı.... Belki arka taraflardaydı, mutlaka çıkmış olmalıydı ama nerdeee ne mümkün şehir binalarının arasında gökkuşağını görmek :(
Biz onuda küstürdük !...

YAĞMUR KAÇAĞI
.
Elimden tut, yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsın
Yağmurdan korktuğumu bilirsen,
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut, yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni
.
Geceleri bir çırpıntı duyarsan telaş telaş
yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa, Eylülse, ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam,
Elimden tut, yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni.
.
.
Atilla İlhan
.
.